Gebelik Zehirlenmesi (Eklampsi, Preeklampsi)

Gebelikte oluşabilen en ciddi sorunlardan biridir. Halk arasında ‘gebelik zehirlenmesi, albumin hastalığı’  olarak ta bilinen  Preeklampsi , annede yüksek tansiyon, ödem ve idrarda  bir protein olan albumin’in artışı ile kendini gösterir. Bu tabloya sara hastalığındaki gibi kasılma nöbetleri de eklendiğinde  Eklampsi adını alır.

Genel olarak gebelikte yüksek tansiyon; preeklampsi, kronik hipertansiyon, kronik hipertansiyon üzerine yerleşmiş preeklampsi  olmak üzere üç grupta incelenir. Preeklampsi 20. gebelik haftasından sonra ortaya çıkar ve mutlaka albuminüri (idrarla albumin atılmasında artış)  ile birliktedir. Kronik hipertansiyon gebeliğin 20. haftasından önce de var olan hipertansiyondur.Böyle bir hastada 20. haftadan sonra klasik preeklampsi tablosunun yerleşmesi durumunda da  Kronik hipertansiyon üzerine yerleşmiş  preeklampsi  tanısı koyulur.

Farklı adlarla anılsa da her üç tabloda da belirgin riskler söz konusudur. Preeklampside sorun kılcal damarlarda kan akımına karşı  artmış dirençtir. Bu nedenle Bu şekilde dolaşımdaki kanın sıvı kısmı damarlardan doku arasına kaçarak ödemi oluşturur. Vücutta belirgin ödeme rağmen damar içindeki sıvı azdır ve bu durum bebeğe oksijen ve besin taşınmasını zorlaştırır. Hipertansiyon ve albuminürinin  derecesi, ve bazı diğer faktörler göz önüne alınarak preeklampsi  hafif ve şiddetli preeklampsi olmak üzere iki farklı şekilde ele alınır. Ağır preeklampside olaya karaciğer ,börek,beyin ,pıhtılşma sistemi  ve diğer tüm organlarda da fonksiyon bozuklukları hızlı bir şekilde gelişebilir ve kısa sürede hasta belirgin şekilde ağırlaşabilir.

Preeklampsi Olasılığının Arttığı Durumlar:

* Anne yaşının 20’nin altında ya da 35’in üzerinde olması
* Düşük sosyoekonomik düzey
* İlk gebelik ya da  dördüncü gebelik ve ötesi
* Çoğul gebelik
* Polihidramnios
* Fetal hidrops(farklı nedenlerle bebeğin tüm vücut boşlularının sıvıyla dolması )
* Kronik hipertansiyon
* İyi kontrol edilmemiş şeker hastalığı
* Obesite (Vücut kitle indeksinin 30’un üzerinde olması)

Preeklampsi sinsi seyredebilen ciddi bir hastalıktır. Çok ileri safhalara dek dikkat çekmeyebilir. Gebelikte düzenli tansiyon ölçülmesi bu açıdan son derece önemlidir. Her muayenede ultrasonografi kesinlikle tıbbi bir gereklilik değildir ama tansiyon mutlaka ölçülmelidir. Kontrollerin ayda bir yapıldığı dönemde kontroller dışında da fırsat bulduğunda tansiyon kontrolü yapılmasında yarar vardır.

Tansiyon ölçerken bazı detaylara özen gösterilmesinde fayda vardır. Herşeyden önce tansiyonu ölçülecek kişi en az  5 dakika kadar dinlenmiş olmalıdır. Genelde sağ koldan ölçüm yapılması tercih edilir. Sol kolda kan basıncı sağa göre biraz daha düşüktür. Gebelikte meydana gelen değişiklikler nedeniyle özellikle diastolik (küçük)  tansiyonu ölçmek zordur.(Bazen bu değerin  0 ‘ a dek  düştüğü sanılabilir) .Bu nedenle gebelerde kan basıncı ölçümü  deneyimli biri tarafından yapılmalıdır.Bilekten kan basıncı ölçen elektronik aletlerden hatalı sonuçlar elde edilebilse de klasik tansiyon aletlerini kullanmakta zorlanan ve kan basıncı takibi önerilen anne adayları tarafından kullanılabilir.
Gebeliğin 20. haftasından sonra kısa sürede hızlı kilo artışı, dizin alt kısmında bacağın ön yüzünde sertçe hissedebildiğiniz tibia kemiğinin üzerine parmağınızla bastırdığınızda hemen geçmeyen çukurluk fark etmeniz ödem işaretidir.Ödem çoğu kez preeklampsinin üç temel bulgusundan ilk ortaya çıkandır. Böyle bir değişim fark ettiğinizde mutlaka doktorunuzla mutlaka iletişim kurun.

Preeklampsi şüphesinde anne adayından tam idrar tetkiki istenir. İdrarda albumin miktarının kabul edilen sınırın üzerinde olması beraberinde kan basıncı artışı ve ödem de bulunduğunda preeklampsi tanısı koymak için yeterlidir.

Vakaların çoğu hafif preeklampsi kategorisinde yer alır. Kan basıncının 160/100mmHg nın üzerinde olması, idrarda belli miktardan fazla albumin bulunması, görme bozuklukları ,karın ağrısı ve diğer bazı bulguların varlığında  ise ‘’Ağır Preeklampsi’’ söz konusudur .Ağır preeklampsi kesinlikle hastanede yatmayı bazen de yoğun bakımı gerektiren bir durumdur. Vakaların çoğu hafif preeklampsi kategorisinde yer alır. Kan basıncının 160/100mmHg nın üzerinde olması, idrarda belli miktardan fazla albumin bulunması, görme bozuklukları ,karın ağrısı ve diğer bazı bulguların varlığında  ise ‘’Ağır Preeklampsi’’ söz konusudur .Ağır preeklampsi kesinlikle hastanede yatmayı bazen de yoğun bakımı gerektiren bir durumdur.

Ağır preeklampsi zemininde gelişen ve anne için ciddi tehlike oluşturan bir tablo da  HELLP sendromudur. Annenin karaciğer   fonksiyonlarında azalma ,alyuvarların parçalanması ve trombosit (kan pıhtılaşmasında temel rol oynayan ufak hücreler) sayısında ciddi azalmayla birliktedir. Tüm sistemlerin etkilenebileceği ve önemli oranda hayati tehlike ar zeden bir durumdur.

Preeklampsi tablosuna sara nöbeti tarzında tüm vücudu tutan kasılma nöbetlerinin eklenmesi ile  Eklampsi ortaya çıkar. Her eklampsi nöbeti hem anne hem de bebek için ciddi tehlike oluşturur ve mutlaka engellenmelidir.

Preeklampsi tedavisi hastalığın şiddetine ve gebelik haftasına göre değişse de gerçek anlamda tek tedavi doğumun gerçekleştirilmesidir. Hafif preeklampsi durumunda  erken doğumun bebeğe getirdiği risklerle gebeliğin devam ettirilmesi durumundaki olası  riskler karşılaştırılarak karar verilir. Hastalığın seyri çok değişken olabileceğinden yakın izlem son derece önemlidir. Hem annenin hem de bebeğin durumu çok yakından izlenir. Anneye yatak istirahati verilir ,yakın kan basıncı takibi ve gerekli laboratuvar tetkikleri yapılır. Bebeğin iyilik durumu bebek hareketlerinin takibi, non stres test ya da ultrasonografi ile çok sıkı takip edilir. Erken doğum gerekebileceği göz önüne tutularak bebeğin akciğer gelişimini hızlandıran ‘kortikosteroid’ tedavisi uygulanır.

37. gebelik haftasından sonra tüm preeklampsi hastaları için doğum kesin olarak gereklidir. Gebeliğin daha fazla uzatılması akciğer gelişimi tamamlanmış ve dış dünyaya uyum sağlamakta zorlanmayacak bir bebeğin anne karnında riske atılması anlamına gelir. Risk aynı zamanda anne adayı için de geçerlidir. Hafif preeklampsi vakaları da zaman içinde bazen çok hızlı olarak ağır preeklampsiye dönüşebilir.